toplumsal şekillenme

13 04 2007

Gelecekte, kişilerin bilgilenme isteği, bu bilgiyi maddi anlamda zenginliğe dönüştürmek için değil, sadece bilgilenmenin insana kattığı içsel zenginlik için ve insan beyninin oluşturduğu bilgi çerçevesi içinde beslenmesi için sürecek. Elektronik veri tabanları ve hatta vücuda yerleştirilebilir elektronik veritabanlarının bile bu isteğin önüne geçmesi zor görünüyor. İnsan beyninde böyle bir çerçeve olmaksızın, bir veritabanından alınan sonuçları kullanmak sınırlı olacaktır. Bu, kelime kelime çeviri yapan bir cep sözlüğünün, bütünü tercümedeki yetersizliği gibidir. Dolayısıyla bilgiye ihtiyaç, her zaman duyulacak gibi gözüküyor.İnsanların istekleri aynı bugünkü gibi pek çok şekil alacak. İnsanlar, mecburi hissetmeksizin, bilgiyi ve eğlenceyi kendi zevkleri için kovalayacaklar.Bazıları bilgiyi, eğlence, tatmin ve takip mücadelesi için biriktirecek. Bazıları, sanatsal etkinlikleri amaçlayacak. Bazılarıysa, yapmanın ve üretmenin yaratıcı ve geleneksel araçlarını sürdürecekler.Birçok insan, sanatın, müziğin canlı performanslarını hala tercih edecek çünkü bu etkinlikleri doğrudan izlemenin ve arkadaşlarla paylaşmanın psikolojik değeri kendini koruyacak.
Eğlenmek ve keyif almak günlük tüketimin çok önemli bir bölümünü oluşturacak. Şu anda bile bazı restoranların masalarda yemeği şef tarafından pişirmesi ve özel servisin sunulması gibi kişilerin kendilerini “tek” hissettiren bütün uygulamalar sayısal ve niteliksel olarak artacak.
Başkaları tarafından kabul edilme ve onları etkileme güdüsüyle hareket eden bir grup insan ise, giyimde, yedikleri yemekte, gittikleri yerlerde, katıldıkları aktivitelerde modayı yine takip edecekler. Bu da, bazı sanatsal gösterilere talebi arttıracak; bazı sanatçıların gösterileri için ya da onlarla daha yakın görünebilmek için talepler olacak. Günümüzdeki sadece seyahat etmek değil aynı zamanda tanınmış kişilerle aynı yerde seyahat etmek ve konaklamak isteği gibi.
 
Benzer bir sınıf insan da başkaları tarafından fark edilmek isterler. Etkili olmak, hakkında iyi düşünülmek veya küçük bir grup tarafından tanınmak yetmez. Daha geniş gruplarda önemli hissetmek isterler ve bu ayrıcalık için ödeme yapmaya da hazırdırlar. Teknoloji bu isteğin bir çok şeklini yaratacak. Bilgi şimdikinden çok daha hızlı üretildiğinde, insanlar filtrelere daha çok ihtiyaç duyacak. Günümüzde de, insanlar doğru bilgiye daha kısa zamanda ulaşmak için, arkadaşlar, güvendikleri yayınlar ve yazarlar gibi filtreleri kullanıyorlar.
Böylece, çevredeki insanlar ve onlar tarafından etkin görünmek her bakımdan daha da önem kazanacak.
Benzer şekilde, etraflarındaki diğer insanları yönetmeye istekli bir başka grup insan, bu ayrıcalık için daha fazla para harcayacak, çok sayıda hizmetkar çalıştıracak veya kendi heykellerini yaptırmak gibi sefahat örneklerini yaşatacaklar.
Kısacası, üretim değişecek ama insan doğası değişmeyecek. Hayatları kazanmak stresi ortadan kalkınca, insanların kişilikleri değişmesi olasılığı olmakla beraber, son yüzyıldaki gelişmeler teknolojik değişikliklerin insan davranış ve kişililklerini çok fazla değiştirmediğini ortaya koyuyor.

Nanoteknolojik toplumda doğum oranı düşecek. Çocuk fikri, hayattaki amacı sıkıntıyı bertaraf etmek olan çoğunluğa göre bir yük gibi görünecek. Sadece, amacı çocuk büyütmek olan , bunu çok isteyen insanlar üremeye devam edecekler. Çocuk sahibi olma arzusunu dinsel inançların yanı sıra, insanlardaki estetik ve sanatsal meydan okuma duygusu da besleyecek.  
Ölüm oranındaki hızlı düşüş, ekonomik etkiden çok sosyolojik problemler yaratacak. Bugün insanlar, şartlardaki değişimlerle birlikte gelişen yeni ilişki biçimlerini kabullenmekte zorlanıyorlar. Belli insanlarla belli ilişkiler için kalıplar oluşturuyorlar-genellikle de kendilerinden daha “düşük” olarak belirledikleri insanlarla- ve bu düşünce biçimini değiştirmek istemiyorlar. Yaşlı akrabaların çocukluklarından beri tanıdıkları genç akrabalarıyla olgun ilişkiler oluşturamamaları gibi. Daha tecrübeli olanların, kendilerinden hiyerarşik olarak daha düşük seviyede olanların kariyer yükselmesini kabul edememeleri gibi..


Bütün bu problemler, insan ömrünün artmasıyla hem daha uzun sürecek hem de sıklıkları artacak. Bu tür ilişkilerden rahatsız olan kişiler, başka bir yere taşınmayı ve yeniden başlamayı daha kolay uygulayabilecekler.

Artan nüfus, macera (eğlence) deneyimi isteği, ilişkiler yüzünden yer değiştirme isteği gibi sebeplerle , uzayda yerleşim yaygınlaşmasını gündeme getirebilir. Nanoteknolojideki ilerleme, uzay gezilerini gerçekten ucuz hale getirecek gibi gözüküyor. Uzaya göçün maliyeti yüksek olursa ve yıllarca para biriktirmeyi gerektirirse, ve yine kişisel seçimi engelleyecek kadar yüksek maliyetleri  bulursa, tiranlıklar ortaya çıkabilir. Nanoteknolojideki gelişmeler uzay seyahatlerinin maliyetlerini ciddi biçimde düşürecek ve bu tür tiranlık olasılığını da azaltacaktır. Biraz daha üzerinde düşünürsek, uzaydaki yerleşim, insanların bir diğer insanla anlık iletişiminin olduğu çağın sona ermesi anlamına da gelebilir.  Yıldızlar arası yerleşim, ayrılma korkusu yüzünden çok da engellenmeyecek çünkü uzayan yaşam bu ayrılıkları geçici  hale getirecek, insanlar ömürleri boyunca daha sık gidip gelme şansına sahip olabilecekler. Sanki bu yer değiştirmenin de, 100 yıl önce Avrupa’dan Amerika kıtasına olan göç edenlerde olduğu gibi ( o zamanın teknolojik dünyasında) bir etkisi olacak; kısa zamanda alışmak ve  adapte olmak.





nano technology – veriler

13 04 2007

2005 yılında Dünya nanoteknoloji pazarı 9.4milyar USD %19 büyüme ile 2011 yılında 25.2milyar USD olması öngörülüyor. 

2005 yılında toplam (devlet+özel) Global nanobilim ve nanoteknoloji Araştırma yatırımları toplamı : ~6 milyar USD 

ABD’de National NanoTechnology Initiative ( NNI) 2007 için bütçesi 1.3 milyar $ 

1999 yılında ABD’de Bill Clinton hükümeti nanoteknoloji alanında yürütülen araştırma, geliştirme ve ticarileştirme faaliyetlerinin hızını artırma amacını taşıyan ilk resmi hükümet programını, Ulusal Nanoteknoloji Adımını (National Nanotechnology Initiative) başlattı. 

2001 yılında Avrupa Birliği, Çerçeve Programına Nanoteknoloji çalışmalarını öncelikli alan olarak dahil etti. Japonya, Tayvan, Singapur, Çin, İsrail ve İsviçre benzer programlar başlatarak 21. yüzyılın ilk küresel teknoloji yarışında önlerde yer almak için çalışmalarına hız verdi. 

Nanoteknoloji yatırımları arasında önde gelen sektörler, Malzeme, Yazılım ve Bioteknoloji olarak ön plana çıkmaktadır 

 

ABD’DE, 1974-2005 arası alınan patent sayısı: 4356% 48 elektrik-elektronik%23 kimya ve malzeme%20 ilaç ve biyoteknoloji%9 makine ve üretim 

Nanoteknoloji kullanıcıları• Çevresel koruma %33• Elektronik %24• Enerji %15• Biyomedikal %5 

2011 yılında;• Elektronik %50, biyomedikal %8 paylarında olması bekleniyor.





nano technology – tanımlar

13 04 2007

Nanoteknoloji metrenin milyarda biri ölçeğindeki malzemeler ve prosesler ile yapılan çalışmalara denilmektedir.Boyutlar küçüldükçe malzemelerin kütlesel özellikleri yerine atomik özellikleri öne çıkmaktadırNano Teknoloji, Atom ve molekül ölçeğinde özel yöntem ve tekniklerle yapıların, materyallerin ve araçların geliştirilmesini; bu ölçekte ölçme, tahmin etme, izleme ve üretimde bulunmayı ve bu ölçeğin bazı temel özelliklerinden yararlanma kabiliyetini ifade eder. Nano materyaller, atom yapılarına müdahale edilmiş sistemler– Özel kimyasallar– Katalizörler– Pigmentler– Kaplamalar– Seramik tozlar– Metal oksitler

Nano cihazlar, insan damarlarına girebilecek kadar küçük aygıtlar– Yapay Deri– Kontrollü ilaç salınım sistemleri– Sensörler– Quantum yapılar

Nano alet, son derece küçük devre boyutlarında kullanılacak sistemi organize edebilecek teknolojiler





Pazarlamacı Kim?

6 04 2007

Kitlesel üretimle birlikte, Üretim departmanlarının işletmelerin kaderine yön verdiği yıllar – 1950’ler, 60’larTercihlerin belirginleşmediği tüketim çılgınlığının başladığı yıllar – 1970’ler, 80’lerVe tüketicinin krallığı, tercihlerin keskinleştiği, farklılık talep eden, farklı davranılmayı isteyen, özelleşen ve bilinçlenen bireylerin yön verdiği iş dünyası – 1990’lar ve sonrası İş hayatının içindeki, özellikle bir parça kurum yapısına kavuşmuş veya kurumsallaşmış şirketlerde çalışanlar bilirler; gelişmelere paralel , fonksiyonların öncelliği değişti. Krallıklar kuruldu sonra yerini başka krallara bıraktı ve hepimiz biliriz ki sırasıyla, Üretim – Satış ve son 20 yılda Pazarlama departmanları kraldır artık. 

Pazarlama Departmanları, kurumun içinde, öncelikle “Pazar”ın temsilcisidir. Gelişmelerle birlikte, “tüketicinin” temsilcisi olma durumu zorunluluktur ama artık kişileri kitle olarak değil gerçek kişiler olarak görme ve anlama devridir ve pazarlama departmanları gelinen son noktada “bireysel” temsilcilerdir. Bütün şirketin adına, varolması adına ve karlılığı adına odaklarını daraltmak, dikkatlerini keskinleştirmek zorunda artık  pazarlama yöneticileri. Pazarlama departmanı, ortak özellikler taşıyan en küçük “tüketici grupları” ile işletme arasında köprüdür.Pazarlama departmanı, insanlara aradığı, istediği veya hala ihtiyacı olduğunu bile bilmediği hizmet ve ürünleri ortaya çıkarmak için, diğer fonksiyonları yönlendiren koordinasyon merkezidir. 

Yetmez… pazarlama yöneticileri, psikolog, sanatçı, finansçı ve satışçı olmalıdır.   İşin lokomotifi olarak, işe iş gözüyle bakan, fonksiyonel dar açıların tuzağına düşmeyen kartal gözlü vizyonerler , rasyonel hesap adamları , empati sahibi sosyologlar, etki yaratan fikirleri hayatın içine herkesin almak isteyeceği kıvraklıkla sokan yaratıcılar, ekip yöneten ve daha büyüklerini etkileyip ikna eden liderler… Ve ne yazık ki hala bazı işletmelerimizde olduğu gibi şunlar değildir ; 

  • Patronun prezantasyonlarını hazırlayan asistan
  • “Ajans temsilcisi”
  • Promosyon yumurtlayan tavuk
  • Marka bilinirliğini sıfır – 0 – bütçeyle, lansman yılında, 100% yapması beklenen peri
  • Satışın hedefe varamadığı ilk noktada stratejilerini darmadağın eden gerilla
  • Kurumdaki bütün kişilerin ve bölümlerin “ilişki düzenleyicisi – reklam vereni”

İyi pazarlamacılar , yukarıdakilerin hiçbirisi olamayacak kadar pahalı yatırımlardır.